Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Neden Bir Su Pınarı Kullanmalısınız?

Buzdolabını açtığınızda dışı buğulanmış pet su şişeleri görmek istemiyorsanız, içtiğiniz suyun sıcaklığını kontrol edebilmek ve hem hijyenik, hem de pratik bir şekilde su içmek istiyorsanız, bir su pınarı kullanmanın zamanı gelmiş demektir. Sanılanın aksine, su pınarları ofislere özgü cihazlar değiller. Evde de rahatlıkla kullanılabiliyorlar, aynı benim yaptığım gibi. Plastik bir pompaya basarak su doldurmaktan sıkıldıysanız ve o plastik pompaların kanserojen maddeler içerdiğini biliyorsanız, sizin de su sebili kullanmanız gerekiyor. Pratik, hijyenik, sağlıklı ve lezzetli: Suyunuz tüm bu özellikleri taşımalı.Ne yazık ki, piyasadaki su sebillerinin çoğunun üretim kalitesi son derece düşük. Çoğu, maliyeti düşürmek için plastik hazneler ve bölmeler kullanıyor. Bu tarz su sebillerinden uzak durun, zira damacana sulara kıyasla hiçbir faydaları bulunmuyor. Hatta daha sağlıksız oldukları bile söylenebilir, zira plastik bölmeler kısa süre içinde kireç tutup suyun lezzetini değiştiriyor. Yeni …
En son yayınlar

KALP KRİZİ... HENÜZ ÇOK ERKEN

Kalbimi yokluyor bildik bir acı. Ellerim acıya dokunuyor, tedirgin. Dışarıda ağlayan birileri var. Bedensiz gölgeler gibiler. Ben acımı dinliyorum, gölgeler kayboluyor. Sorgulamak için geç; düşünmek için, plan yapmak için ve üzülmek için bile geç, anlıyorum. Baş başa kaldığım benim. Taa içime bakıyorsun. Gözlerin gülüyor, korkma der gibi. Korkmak için bile geç kalınan çizginin bir adım gerisindeyim. Diğer tarafında sen çizginin… Hayat ne kadar yorduysan da beni, çığlıklarım sessizliğe döndüyse de çok zamandır, ta içimi gören o bakışlar göçtüyse de uzak bir ülkeye çok zaman önce… Geç kalmak istemiyorum artık sana. Acımı al benden hayat! Yaşama sevinci koy yerine… Benim için döndür bu kez dünyayı.
Her can tadacak ölümü… Ama henüz çok erken…

NOT : Genç bir yakınım kalp krizi geçirdi.Anjiyo yapıldı. Önemli iki damarda tıkanıklık varmış. Birine stent takıldı.Diğerine de takılacak.
Bundan sonra çok dikkat etmesi gerekiyor. Sigarayı bırakmalı... Sağlıklı beslenmeli... Stres yok...
'&…

GÖLGE OYUNU

Hüzün gözlerinden öpüyorum bu gece. Kirpiklerinde kırgın inci taneleri… Nefesin nefesime karışıyor. Yağmur ormanlarında geziniyorum. Yalancı bir tınısı var sesinin bu gece, beni sevdiğini söylüyor. Sussun istiyorum. Yanına uzanıyor ruhumdaki gölge. Benden beni kıskanan halime şaşırıyorum. Sonra, ayıplıyorum tanımadığım beni. Gölgem olduğuma inanıyorum.
Aldatılmışlığın dinmeyen acısı… Sebebinde kaybolduğum yaram… Hiç bir sabah unutturmuyor sana yoksunluğumu. Işıyan, ısıtan güneşim battı.

TEVAZU

Ahımdır… Ahenk içinde olacak ruhum ve bedenim. Alamet-i farikası olacak ömrüm, yerkürenin… Işıksız da var olan küçük bir gölge misali, kaynağımı kendimden alacağım. Hüsn-ü zan değil, çoğunun keder dediğine kader demem. Bu, sancılı bir kendimi doğurmak meselesidir . Hem, hangi can acı çekmeden öğrenir hakikati ve hangi can kamil olur sebat etmeden. Anladım ki,‘’Ol’’manın makbul yoludur tevazu.

SÖZCÜKLER

Öyle büyük laflara gerek yok. Bazen iki kelime yeter anlatmaya. O yüzden ben, şairlerden çok şiirlere sığınırım. Şiirlerin vaatlerine inanırım.
İki küçük sözcük; iki delikanlı, iki katil, iki aşık, ölümcül hastalık ya da umut gibi dikiliverir karşıma. Söyleyen ya da söyletenle işim olmaz. Ben o sözcüklerin peşine takılırım.

OĞLUMUN ADI DENİZ

Büyükçekmece sahildeyiz. Burası benim için özel. Hayatımın en önemli dönüm noktalarını yaşadığım yer. O gün açtı kollarını yana Deniz, tadını çıkardı bir güzel çocuk olmanın. Denizde Deniz… Mavi ve özgür…  Neşesini, kağıt gemilerde yüzdürmek zorunda değil henüz. Ruhunun kanatları kırık değil. Hayal kurmak; bildiği, tanıdığı, korkmadığı bir şey…  Tek korktuğu, kendi henüz bilmese de, büyümek… Denizde oğlum Deniz… Sarmaş dolaş, iki mavi can. Kırılgan biri ve küçük, duyarlı olmasının bedelini ödetmek için tetikte hayat. Diğer mavi can ana… Sarıp sarmalamakta bütün yaraları ve hassas bütün ruhları.
Oğlum Deniz ve deniz…  Kum, yosun ve tuz… Bir de iki mavi arasında özgürlük… Pek güzelsiniz.

BENDE KALDI GİDİŞİN

ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN ANNEM

Hepimizin kötü dönemleri olmuştur. İnsanız; elbette sıkıntılarımız, sorunlarımız, acılarımız, kayıplarımız, sarılamaz sandığımız yaralarımız olmuştur. İçimizde, derinlerde bir yerde kırılmıştır, parçalanmıştır umutlarımız. Yapayalnız hissetmişizdir. Yağmur bulutları gibi neme doymuştur gözlerimiz de dökecek yer bulamaz olmuştur hani. Benim en kötü dönemim annemin hastalığını öğrenmemle başladı. Tedavi süreci, vefatı, babamın geçirdiği ölümcül kaza….Hepsi ard arda oldu. Atlattın mı diye sorarsanız, çabalıyorum. Daha iyiyim. Tabi çocuklarımın varlığı, eşimin yardımı ve profesyonel destekle… Bugün bu konuya değinmemin nedeni malum, geçen pazar Anneler Günü idi. Ve ben anneme mektup yazmayı aksattım bir süredir. Hele böyle bir günde onunla dertleşmemiş olmaktan hem utandım hem eksiklik hissettim. (Burada, blogumda, anneme yazdığım mektuplar var. Belki okumuşsunuzdur.) İnsanın, annesini kaybetmesi nasıl bir şey, tarifi olmasa da, duygularımı yazmaya çalıştım bu mektuplarla. Bence bu ac…

KEDİLER

Işıl ışıl bir akşam… Aylardan mayıs… Yaz geldi nihayet.
Büyükçekmece Gölü’nün karanlığına inat göz kırpıyor ışıklar. Gece usul usul yaklaşıyor, ürkütmüyor evsizleri. Herkes huzurlu sanki bu akşam. Her şey olması gerektiği gibi.
Zeytin göğsüme yattı. Kedimiz… Mırıl mırıl, hırıl hırıl uyuyor. Alıştı artık bize. İlk gün koltukların  altından çıkaramamıştık oysa.
Daha 1,5 aylık Zeytin. Siyah, yer yer kahverengi tüyleri var. Kahverengiden çok turuncu sanki… Bildiğiniz şirin mi şirin bir yavru kedi.
Geçen hafta sonu iç-dış parazit aşısını yaptırdık. 3 gün sonra karma aşısı var. 7- 8 aylık iken kuduz aşısı olacakmış. Aşı karnesi bile var. Takvime göre aşılarını yaptırmamız gerekiyor. Karma ve kuduz aşıları 1 yaşından sonra her yıl periyodik olarak yapılmalıymış. Çocukken de kedi beslerdik ama hiç aşı yaptırdığımızı hatırlamıyorum. Ne mama derdi, ne kumu ne aşısı… Bizimle birlikte büyür giderdi. Ama kediler için de zaman değişti tabi.
Zeytin, bir iş arkadaşımın arabasının kaputunda fabrikay…

KADIN...

Dünyanın herhangi bir yerinde, Herhangi bir hikayede; Doğuran, büyüten, çoğaltan Ve incinen, yaralanan, öldürülen…
Kadın… Baş tacı iken ayak bağı, Ak sütü ile beslerken, Namus belası olan…
Kadın… Hor görülen, Susturulan, Yok sayılan…
Kadın… Tarlada ırgat, Yatakta avrat Eksik etek…
Koca vahşetinde bir sayı… Adı yok. Baba mirasında payı yok.
Ve kadın; Evlat kokusu, Anne ninnisi…

Dünyanın herhangi bir yerinde, Herhangi bir hikayede, Her bıraktığı izde, Ölümsüzleşen kadın.